Yazı İçeriği
- OKB Nedir? (Obsesif Kompulsif Bozukluk Tanımı)
- OKB Belirtileri Nelerdir? (Davranışsal ve Düşünsel Belirtiler)
- OKB Neden Olur? (Psikolojik ve Biyolojik Etkenler)
- OKB Çeşitleri Nelerdir? (En Yaygın Obsesyon Türleri)
- OKB Atakları Ne Kadar Sürer? (Süre, Yoğunluk ve Tetikleyiciler)
- OKB Nasıl Geçer? (Tedavi ve Terapi Süreci)
- OKB’de Bilişsel Davranışçı Terapi Teknikleri
- OKB Hastalarına Nasıl Davranılmalı? (Aile ve Yakınlara Rehber)
- OKB İçin Hangi Bölüme Gidilir? (Tanı ve Uzmanlık Alanı)
- OKB Hastalığı Şizofreniye Dönüşür mü? (Yanlış Bilinen Gerçekler)
- OKB’den Kurtulan Var mı? (Gerçekçi Umut ve Tedavi Başarı Oranları)
OKB Nedir? (Obsesif Kompulsif Bozukluk Tanımı)
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk), kişinin istemeden gelen, kontrol etmekte zorlandığı düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yaptığı tekrarlayıcı davranışlarla (kompulsiyonlar) karakterize bir anksiyete bozukluğudur.
Basitçe anlatmak gerekirse;
aklınıza “kapıyı kilitledim mi?” düşüncesi gelir ve bu düşünceyi susturmakta zorlanırsınız.
Sonra defalarca kontrol etme ihtiyacı duyarsınız — işte bu, OKB’nin temel döngüsüdür.
OKB Hastalığı Nedir, Ne Demek?
“OKB ne demek?” sorusuna tıbbi olarak yanıt vermek gerekirse;
bu rahatsızlıkta kişi, mantıksız olduğunu bilse bile o düşünceleri engelleyemez.
Bu durum günlük yaşamı, iş verimliliğini, ilişkileri ve duygusal dengeyi ciddi biçimde etkiler.
DSM-5 (Amerikan Psikiyatri Derneği Tanı Kriterleri) tanımına göre,
OKB bir “düşünce ve davranış sarmalıdır.”
Yani kişi, obsesyon (takıntı) yaşar → kaygı duyar → kompulsiyon (ritüel) yaparak rahatlamaya çalışır → geçici rahatlama yaşar → döngü yeniden başlar.
Kısaca: OKB bir “irade zayıflığı” değil, biyolojik ve psikolojik temeli olan tedavi edilebilir bir ruhsal bozukluktur.
OKB Belirtileri Nelerdir? (Davranışsal ve Düşünsel Belirtiler)
OKB belirtileri, kişinin düşünce ve davranış düzeyinde kendini tekrar eden bir yapıda gösterir.
Bu belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir; ancak genel olarak şu iki başlık altında toplanır:
Düşünsel Belirtiler (Obsesyonlar)
Kişinin zihninde sürekli olarak tekrarlayan, rahatsız edici, istenmeyen düşüncelerdir.
Bu düşünceler çoğu zaman kişinin değerleriyle çelişir.
Sık görülen obsesyon örnekleri:
- Mikrop veya kir bulaşma korkusu
- Hırsızlık, zarar verme veya günah işleme düşünceleri
- Simetri veya düzen takıntısı
- “Ya birine zarar verirsem?” tarzı kontrol edilemeyen korkular
- Uğursuz sayılara, kelimelere veya renklere yönelik inançlar
Davranışsal Belirtiler (Kompulsiyonlar)
Kişi, bu rahatsız edici düşünceleri bastırmak için belirli davranışları tekrarlar.
Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlar ancak uzun vadede döngüyü güçlendirir.
Sık görülen kompulsiyon örnekleri:
- Sürekli el yıkama, temizlik yapma
- Eşyaları belirli sayıda sayma veya dizme
- Kapı, ocak, priz gibi şeyleri defalarca kontrol etme
- Dua etme, kelime tekrarlama gibi zihinsel ritüeller
- Aynı hareketi “tam doğru hissedene kadar” yapma
OKB’nin Duygusal Etkileri
- Yoğun kaygı ve stres
- Suçluluk veya utanç duygusu
- Odaklanma zorluğu
- Günlük yaşamda işlevsellik kaybı
- Sosyal ortamlardan kaçınma
Unutulmamalıdır: Her takıntılı düşünce OKB anlamına gelmez.
Ancak bu düşünceler kişinin yaşam kalitesini bozmaya başladıysa, profesyonel destek şarttır.
OKB Neden Olur? (Psikolojik ve Biyolojik Etkenler)
OKB’nin tek bir nedeni yoktur.
Genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Biyolojik Faktörler
- Beyin kimyası: Serotonin, dopamin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği, OKB semptomlarını tetikleyebilir.
- Genetik yatkınlık: Ailede OKB veya benzeri kaygı bozuklukları varsa, risk artar.
- Beyin yapısal farklılıkları: Özellikle “frontal lob” ve “bazal ganglion” bölgelerindeki aşırı aktivite, OKB ile ilişkilendirilmiştir.
Psikolojik Faktörler
- Travmatik yaşantılar: Çocuklukta yaşanan ani kayıplar, cezalandırıcı aile tutumu veya kontrolcü ebeveynlik tarzı.
- Düşünce kalıpları: Aşırı sorumluluk duygusu, mükemmeliyetçilik veya “her şeyin kontrolümde olması gerek” inancı.
- Stres: Yoğun iş temposu, akademik baskı, ilişki sorunları gibi kronik stres kaynakları OKB belirtilerini tetikleyebilir.
Çevresel ve Sosyal Faktörler
- Zamanla öğrenilen “ritüel davranışlar” alışkanlık haline gelir.
- Aile veya çevrenin temizlik, düzen veya kontrol konularındaki aşırı beklentileri kişide OKB’ye zemin hazırlayabilir.
Kısaca: OKB, bir “zayıflık” ya da “kişilik sorunu” değildir.
Biyolojik eğilim + psikolojik baskı + stresli çevre koşulları birleştiğinde ortaya çıkan bir zihinsel döngüdür.
Doğru terapi ve destekle, bu döngü kırılabilir ve kişi normal yaşamına dönebilir.
OKB Çeşitleri Nelerdir? (En Yaygın Obsesyon Türleri)
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) tek bir biçimde ortaya çıkmaz.
Kişinin korkuları, değerleri ve düşünce kalıpları, bozukluğun şeklini belirler.
Bu yüzden “herkesin OKB’si kendine özgüdür.”
Yine de psikiyatri literatüründe en sık karşılaşılan OKB türleri şu şekilde sınıflandırılır 👇
Temizlik (Bulaşma) OKB’si
En yaygın OKB türüdür.
Kişi mikroplardan, hastalıktan veya kirden aşırı derecede korkar.
Bu korku yüzünden sürekli el yıkar, eşyaları siler veya başkalarıyla fiziksel temastan kaçınır.
Örnek:
“Kapı koluna dokundum, mikrop bulaştı mı?” düşüncesiyle günde onlarca kez el yıkamak.
Kontrol Etme OKB’si
Kişi, bir şeyi yanlış yaptığını ya da yapmadığını düşünür ve tekrar tekrar kontrol eder.
Kapı kilidi, ocak, ışık anahtarı veya belge imzası gibi şeyleri defalarca gözden geçirir.
“Ocağı kapattım mı?”
“Kapıyı gerçekten kilitledim mi?” — bu düşünce döngüsü gün içinde defalarca yaşanır.
Simetri ve Düzen OKB’si
Kişi, çevresindeki eşyaların tam simetrik veya düzenli olmasına takılır.
Bir nesne biraz eğri dursa bile yoğun rahatsızlık hisseder.
Örnek: Masadaki kalemlerin hizası bozulduğunda sinirlenmek veya eşyaları tekrar tekrar dizmek.
Zarar Verme (Agresif) OKB’si
Kişi, kendine ya da başkasına istemeden zarar vereceği korkusuyla yaşar.
Bu düşünceler genellikle gerçek niyetle ilgisizdir, ancak kişi bundan dolayı yoğun suçluluk duyar.
“Ya çocuğuma zarar verirsem?”
“Ya bıçağı elimde tutarsam birine zarar gelirse?” gibi düşüncelerle gelen panik.
Dini ya da Ahlaki OKB
Kişi, dini inançlarıyla veya ahlaki değerleriyle ilgili aşırı kaygı duyar.
Namaz sırasında yanlış kelime söylemek, dua ederken aklından kötü düşünce geçmesi gibi durumlar yoğun suçluluk yaratabilir.
Sayma ve Tekrarlama OKB’si
Kişi, belirli davranışları ya da kelimeleri belirli sayıda tekrarlamak zorunda hisseder.
Bu davranış yapılmazsa kötü bir şey olacağına inanır.
Örnek: “Kapıyı 3 kez açmazsam birine zarar gelecek.”
Biriktirme (Hoarding) OKB’si
Kişi, değersiz eşyaları atamaz.
Gazeteler, kutular, fişler, hatta kırık eşyalar bile duygusal anlamlar taşır.
Kısaca: OKB’nin biçimi farklı olsa da köken aynıdır — kaygıdan kurtulma ihtiyacı.
Her türün tedavisinde ortak nokta: düşünceyi bastırmak değil, onunla baş etmeyi öğrenmektir.
OKB Atakları Ne Kadar Sürer? (Süre, Yoğunluk ve Tetikleyiciler)
OKB atakları, genellikle obsesyonun tetiklenmesiyle başlayan ve kompulsiyonla geçici olarak azalan kaygı döngüleridir.
Bir atak birkaç dakika sürebileceği gibi, günün büyük kısmını da kaplayabilir.
Atak Süresi Kişiye Göre Değişir
Bazı kişilerde ataklar birkaç dakikalık “zihinsel gürültü” şeklindedir,
bazılarında ise saatler süren tekrarlayıcı davranışlarla devam eder.
Genellikle stresli dönemlerde atak sıklığı ve yoğunluğu artar.
Örnek: Sınav haftası, iş değişikliği, aile içi gerilim dönemlerinde OKB semptomları sıklaşır.
Tetikleyici Durumlar
- Yorgunluk ve uykusuzluk
- Belirsizlik ortamı
- Günlük rutin dışına çıkmak
- Kontrol duygusunun azalması
- Travmatik hatıraları çağrıştıran ortamlar
Bu faktörler, beynin “tehlike algısını” tetikler ve kişi obsesif düşünceleri kontrol etmekte zorlanır.
Atak Sonrası Yorgunluk
Bir OKB atağı sadece zihinsel değil, fiziksel olarak da yıpratıcıdır.
Kişi atak sonrasında tükenmiş hisseder, odaklanmakta zorlanır ve suçluluk duygusu yaşar.
Bu yüzden terapi sürecinde sadece atakları azaltmak değil, atak sonrası toparlanma da öğretilir.
Unutmayın: OKB ataklarının sıklığı veya süresi kişisel bir “karakter zayıflığı” değil, beyinsel bir döngüdür.
Tedaviyle bu döngü yavaşlatılabilir ve zamanla tamamen kırılabilir.
OKB Nasıl Geçer? (Tedavi ve Terapi Süreci)
“OKB nasıl geçer?” sorusu, bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin en sık sorduğu sorudur.
Gerçek şu ki, OKB doğru terapi ve sabırla büyük oranda tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
OKB tedavisinde en etkili yöntemdir.
Kişinin düşünce–davranış döngüsünü fark etmesini sağlar.
Özellikle Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) tekniği, kişinin korktuğu duruma kontrollü biçimde yaklaşmasını sağlar.
Zamanla beyin, “korkulan şeyin aslında gerçekleşmediğini” öğrenir ve kompulsiyon ihtiyacı azalır.
Örnek: Sürekli el yıkama takıntısı olan bir kişiye, terapi sürecinde elini kirletip yıkamadan bekleme alıştırmaları yapılır.
İlaç Tedavisi
Psikiyatrist kontrolünde verilen serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI), beyindeki kimyasal dengesizliği düzenler.
İlaç tedavisi tek başına çözüm değildir, terapiyle birlikte uygulandığında etkisi artar.
Farkındalık ve Kabul Temelli Terapi
Bazı vakalarda, kişi düşüncelerini bastırmak yerine “fark edip kabul etmeyi” öğrenir.
Bu yaklaşımlar özellikle tekrarlayan obsesyonlarda etkili olur.
Yaşam Tarzı Düzenlemeleri
- Düzenli uyku ve egzersiz
- Kafein ve alkolü azaltmak
- Duygu günlüğü tutmak
- Meditasyon ve nefes egzersizleri
Bu destekleyici yöntemler, terapi sürecinin başarısını artırır.
Aile Desteği
OKB, sadece bireyi değil çevresini de etkileyen bir durumdur.
Ailenin sabırlı, yargılamayan bir tutum sergilemesi tedavi sürecinde kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak: OKB geçebilir — ama “savaşarak” değil, “anlayarak ve çalışarak.”
Terapi süreci, kişinin beynine “düşüncelerimi kontrol etmek zorunda değilim” mesajını öğretir.
Bu öğrenme gerçekleştiğinde, OKB’nin zinciri kırılır.
OKB’de Bilişsel Davranışçı Terapi Teknikleri
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) tedavisinde en etkili terapi yaklaşımı, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)’dir.
Bu yöntem, kişinin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını bir bütün olarak ele alır.
Amaç, obsesif düşünceleri bastırmak değil, onları yeniden yorumlamayı ve etkisiz hale getirmeyi öğrenmektir.
Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) Tekniği
OKB tedavisinde “altın standart” olarak kabul edilir.
Bu teknikte kişi, korktuğu durumla kontrollü şekilde yüzleşir ama kompulsif davranışı yapmaz.
Örnek: “Kapıyı kilitledim mi?” düşüncesi geldiğinde kapıyı bir kez kontrol eder ve sonrasında içsel rahatsızlığa rağmen beklemeyi öğrenir.
Zamanla beyin, “tehlike yok” mesajını alır ve kompulsiyon ihtiyacı azalır.
Bilişsel Yeniden Yapılandırma
Bu aşamada kişi, takıntılı düşüncelerinin mantıksal temellerini fark eder.
Terapi sürecinde bu düşüncelere alternatif, daha gerçekçi yorumlar geliştirilir.
Örnek:
“Elimi yıkamazsam hasta olurum” yerine,
“Bu düşünce sadece bir kaygı, gerçek bir tehlike değil” gibi yeni bakış açıları kazandırılır.
Düşünce Günlüğü Tutma
Kişi, hangi durumlarda obsesyon yaşadığını, ne hissettiğini ve nasıl tepki verdiğini yazar.
Bu, farkındalık kazandırır ve tetikleyici durumları tanımayı kolaylaştırır.
Aşamalı Rahatlama ve Nefes Teknikleri
Fizyolojik kaygı belirtilerini azaltmak için gevşeme egzersizleri uygulanır.
Beden sakinleştikçe, zihin de düşünceleri daha kolay yönetir.
Sonuç olarak: Bilişsel Davranışçı Terapi, OKB’yi “bastırmak” değil, “dönüştürmek” üzerine kuruludur.
Düzenli seanslarla kişi, beyninin tehdit algısını yeniden eğiterek özgürleşmeyi öğrenir.
OKB Hastalarına Nasıl Davranılmalı? (Aile ve Yakınlara Rehber)
OKB yalnızca bireyi değil, ailesini ve yakın çevresini de etkileyen bir rahatsızlıktır.
Bu süreçte aile desteği, tedavinin gidişatını doğrudan etkiler.
Yanlış tutumlar semptomları artırabilirken, doğru yaklaşım kişinin iyileşme hızını artırır.
Empati Gösterin, Yargılamayın
OKB’li kişi, yaptığı davranışların mantıksız olduğunun farkındadır ama bunları durduramıyordur.
Bu yüzden “abartıyorsun, saçmalama” gibi ifadeler durumu kötüleştirir.
Bunun yerine:
“Zorlandığını biliyorum, ama bu düşüncelerin seni tanımlamadığını unutma.”
şeklinde destekleyici bir dil kullanılmalıdır.
Kompulsiyonlara Katılmayın
Bazı aile bireyleri, hastayı rahatlatmak için onun ritüellerine katılır.
Örneğin “ben de ellerimi yıkayayım, o zaman sen sakinleşirsin” gibi davranışlar,
kısa vadede işe yarar görünse de uzun vadede OKB döngüsünü güçlendirir.
Sabırlı ve Gerçekçi Olun
Tedavi süreci zaman alır.
Atakların azalması haftalar, kalıcı değişim aylar sürebilir.
Bu nedenle sabır, terapi kadar değerlidir.
Profesyonel Sürece Dahil Olun
Terapi seanslarında aile desteği gerekebilir.
Bazı psikologlar, seansların bir bölümünü aile eğitimi için ayırır.
Bu, hem hasta hem de çevresindekiler için süreci kolaylaştırır.
Unutulmamalıdır: OKB, kişinin iradesizliği değil, beynin yanlış alarm sistemidir.
Sevgi, sabır ve bilinçli destek; ilaç ve terapiden sonra gelen en etkili “tedavi”dir.
OKB İçin Hangi Bölüme Gidilir? (Tanı ve Uzmanlık Alanı)
OKB belirtileri yaşandığında, “hangi bölüme gitmeliyim?” sorusu sıkça gündeme gelir.
Doğru uzman yönlendirmesi, tedavinin başarısı için kritik önemdedir.
İlk Adım: Psikiyatri Bölümü
OKB tanısı psikiyatrist tarafından konur.
Gerekirse ilaç tedavisi başlatılır.
İlaçlar beyindeki serotonin dengesini düzenleyerek obsesif düşüncelerin yoğunluğunu azaltır.
Terapi Süreci: Klinik Psikolog Desteği
İlaç tedavisi, semptomları hafifletir ama kalıcı değişimi terapi sağlar.
Bu aşamada devreye klinik psikolog girer.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Maruz Bırakma–Tepki Önleme teknikleri uygulanır.
Gerekirse Nöroloji ve Dahiliye Destekleri
Nadir de olsa, bazı OKB semptomları beyin kimyası veya hormon dengesizlikleri ile ilişkili olabilir.
Psikiyatrist, gerektiğinde nörolojik ya da endokrinolojik testler isteyebilir.
Türkiye’de OKB Tedavi Süreci Nasıl İşler?
- Devlet hastanelerinde: Psikiyatri bölümüne başvuru yapılır, ilaç veya terapi yönlendirmesi alınır.
- Özel kliniklerde: Psikiyatrist ve psikolog koordineli çalışır.
- Online terapi: Özellikle yoğun iş hayatı olan bireyler için BDT seansları çevrim içi yürütülebilir.
Kısaca: OKB belirtileri fark edildiğinde “geçer mi?” diye beklemek yerine uzman desteği almak en doğru adımdır.
Çünkü OKB, zamanla hafifleyen değil, tekrarlama eğilimi gösteren bir rahatsızlıktır.
Erken müdahale, hem terapi süresini kısaltır hem de yaşam kalitesini hızla yükseltir.
OKB Hastalığı Şizofreniye Dönüşür mü? (Yanlış Bilinen Gerçekler)
Toplumda sıkça duyulan yanlış inanışlardan biri,
“OKB zamanla şizofreniye dönüşürmüş” ifadesidir.
Oysa bilimsel olarak bu doğru değildir.
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) ile şizofreni tamamen farklı iki ruhsal rahatsızlıktır.
OKB ve Şizofreni Arasındaki Fark
- OKB: Kişi, zihnine gelen düşüncelerin mantıksız olduğunu bilir, ama onları susturamaz.
- Şizofreni: Kişi, gerçek ile hayal arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanır.
Yani OKB’de kişi “bunun bir takıntı olduğunu fark eder”,
şizofrenide ise kişi “düşüncelerini gerçek sanır.”
Bu fark, psikiyatride içgörü (insight) olarak tanımlanır.
Neden Karıştırılır?
Bazı OKB hastaları, özellikle yoğun kaygı dönemlerinde,
“ya delireceğim, kontrolümü kaybedeceğim” korkusu yaşar.
Bu düşünce, OKB’nin bir belirtisidir — şizofreninin başlangıcı değil.
Örnek: “Ya aklımı kaçırırsam?” düşüncesi OKB’nin “zarar verme obsesyonu” içinde sıkça görülür.
Ancak bu, bir sanrı (gerçeklik kaybı) değildir.
Bilimsel Bulgular
Psikiyatri literatürüne göre OKB hastalarının yalnızca %1–2’sinde
ilerleyen dönemde şizofrenik belirtiler görülür.
Bu da doğrudan dönüşüm değil, iki farklı bozukluğun birlikte görülmesi anlamına gelir.
Ne Yapmalı?
Eğer kişi gerçeklik algısını koruyorsa —
yani “düşüncelerimin saçma olduğunu biliyorum” diyebiliyorsa —
bu OKB’dir, şizofreni değildir.
Yine de yoğun kaygı, uykusuzluk veya algı bozulmaları varsa,
bir psikiyatrist tarafından değerlendirme yapılması gerekir.
Kısaca: OKB şizofreniye dönüşmez.
Fakat uzun süre tedavi edilmezse, kişinin yaşam kalitesi ve zihinsel dayanıklılığı azalabilir.
Bu yüzden erken tanı ve terapi, yanlış korkuların da önüne geçer.
OKB’den Kurtulan Var mı? (Gerçekçi Umut ve Tedavi Başarı Oranları)
“OKB’den kurtulan var mı?” sorusu,
hem hastalar hem de yakınları tarafından en sık sorulan sorulardan biridir.
Evet — OKB’den kurtulan çok sayıda insan vardır.
Ancak burada “kurtulmak”, semptomları tamamen yok etmekten çok,
onları yönetebilmek anlamına gelir.
OKB Tedavi Edilebilir Bir Rahatsızlıktır
Modern psikoterapi ve ilaç kombinasyonu,
OKB semptomlarını %70–80 oranında azaltır.
Erken başlanan tedavilerde başarı oranı daha da yüksektir.
Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Maruz Bırakma – Tepki Önleme (ERP) yöntemleri,
kişinin beynindeki “takıntı – rahatlama döngüsünü” kalıcı biçimde kırar.
Gerçek Hayattan Örnekler
Birçok kişi terapi sürecinden sonra:
- Ritüellerin süresini azaltmış,
- Düşünceleriyle savaşmak yerine kabullenmeyi öğrenmiş,
- İş, okul ve ilişkilerinde yeniden denge kurmuştur.
Bu gelişmeler genellikle 3–6 aylık düzenli terapi süreci sonunda gözlemlenir.
OKB Tedavisinde Sabır En Önemli Faktördür
Tedavi süreci bazen inişli çıkışlı olabilir.
Kimi dönemlerde semptomlar azalırken, stresli dönemlerde artabilir.
Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez —
beynin yeni öğrenme sürecinin bir parçasıdır.
OKB’den Kurtulmak Mümkün, Ama Kendi Kendine Değil
OKB, kişinin tek başına “iradesiyle yenebileceği” bir durum değildir.
Korkulara direnmeye çalışmak genellikle anksiyeteyi artırır.
Profesyonel destek olmadan yapılan bu tür denemeler,
semptomları daha karmaşık hale getirebilir.
Türkiye’de OKB Tedavi Başarı Oranları
Son yıllarda, özellikle bilişsel terapi ve çevrim içi psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla
OKB tedavisinde olumlu sonuç oranı hızla artmıştır.
Birçok psikolog, hastalarının yaşam kalitesinde 3–4 seans içinde bile fark gözlemlediğini belirtmektedir.
Sonuç olarak: Evet, OKB’den kurtulan var.
Çünkü OKB bir “kişilik sorunu” değil, öğrenilmiş bir düşünme biçimidir.
Bu düşünce biçimi değiştirilebilir, yeni düşünce yolları öğretilebilir.
Doğru terapiyle, kişi yalnızca OKB’den değil, yıllardır taşıdığı korku zincirlerinden de özgürleşir.




